bilmem
Çarşamba, Kasım 28, 2007 ·
Malatya
Gecenin içinde sessizlik. Sessizliğin içinde sen. Saat iki oldu.
Kasvetli bir hava var dışarıda.
Ay bulutlara gizlenmiş.
Her yer karanlık..
Hafif bir rüzgar perdemi savuruyor. Kokunu duyuyorum önce sonra ellerin geliyor. Rüzgar tenimde, rüzgar saçlarımda. Savruluyorum.
Sana çıkıp gelmek istiyorum. Zamanı durdurmak, gözlerinde kaybolmak istiyorum. Evet imkansızı istiyorum. aşk imkansızı istemek değil midir?
Seni ne kadar tanıyorum Sen kimsin ya da ben kendimi ne kadar tanıyorum.
Bilmiyorum.
Cevap bulamıyorum./ Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç/
Sana deyeceklerim söylemekle bitmez/
Yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar/
Adına düğümlendi/
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç/
Başka şehirleri özleyelim seninle/
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar/
İkimize yetmez. (Özdemir Asaf)
Uzun bir uykuya dalmışım sanki. Bir düş görüyorum. Düşümde seni görüyorum. Sen de uzun bir uykudasın ve sende aynı düşü görüyorsun.. Düşte buluşuyoruz. Düşten uyanıyorum, gözlerimi açıyorum. Mahmurluk önce... Sonra yüzün, gözlerin... Evet sen gerçeksin dokunabiliyorum, hissedebiliyorum. Hayatımın gerçeği. En gerçek sensin... Gülüşünle, ellerinle, sesinle sen.
...
Senin yanındayken ne çabuk geçiyor zaman. Ayrılık saati ne tez geliyor. Seni bırakıp bu ruhsuz, bu soğuk dört duvara dönüyorum. Hasret biriktiriyorum..Saatlere dönüp dönüp soruyorum vuslata kaç var? Tık Tık hep aynı ses. Seni benden alan ses. Tık tık. Zamanı dondurma imkanı yok mu Yüreğim....
Yorum (1) Yorum yaz!saçmaladım gene
Pazar, Ekim 28, 2007 ·
Uykuları bölünür ya bazı geceler insanın
Hani uyanırsın
Hani sıçrarsın bir irkilmeyle
Yırtılarak açılır göz kapakların
İşte öyle aç mektubumun zarfını.
Biliyorum,gözlerin kelimelerimi gözlerinden öpecek
Biliyorum,gözlerin kelimelerimi bakış bakış içecek...
Akşam üzeri
Mevsim buz kesiyor
Mevsim zemheri
Bura'yı serçeler seslendiriyor
Dalgaların köpüklerinde
Malatya yürek atışımı soluyor
Rüzgarın nefesinde
Ellerim saçlarının şefkatine emanet
Ellerim... kağıdım... kalemim ve sükunet...
Akşamın gelişini izledim
Ufukta sanki sana yazacağım kelimeleri gözledim.
Mektubuma yazacak bir mektup bekledim...
Yağmalanmama gözünü kapattı gün
Gece karanlığı değil üzerime çöken
Gece,yüreğimin penceresinde yokluğunun gölgesi
Gece, denizin sularını yırtarak gelen korsan gemisi.
Gözlerim kör bir bakışın suskunluğunda
Ve deniz,uzun incecik bir bıçakla
Ufku kesiyor adeta
Ah ! Bu kızıl renk...
Ufkun kanı karışıyor denize.
Kalemim de yazılamayan mektubun çaresizliği
Gözlerimde kanayan "deniz kesiği" .
Sol gözümden hüzün sızdı bir damla
Şimdi duruyor mektubumda
Dördüncü mısraının üçüncü kelimesinin üzerinde
"Özledim" demek isteyip de
"Neredesin?" dediğim de ..."Neredesin?" dediğim de...
Zor oluyor bu mektubu yazmak
Zor oluyor
Sana yazan değil sana yazılan bir kelime olmak gibi bir garip
isteğim var içimde.
Tenimden bir parça dursun istiyorum bir kelimede ve
gözlerinle dokun
tenimin durduğu kelimede ki "e" harfinin kıvrımında gizli
mahremiyetimin
edep bilmez utangaçlığına...senden gayrısına sağır
suskunluğuna...
Sana yazan adam
Sana yazan kalem
Sana yazılan kelime
Dokunduğun sayfa
Yada ilk okuyana sunulan
Yırtılarak açılan bir zarfın bekareti
Tenine,yüreğine, bakışına değen her şey olmak istiyorum.
Bu kadar geç yazdığım için kırılma bana
Yazmak için kalemi elime aldığımda
Öyle çok şey vardı ki yazmak istediğim
Yazılacaklar çok olunca yazmak da zor oldu Gözüm.
Sonrasında ise
Çok olana yeni çoklar eklendi söylenecek...
Düşündüm kaç kalem gerekecek?
Kalemler kaç kez bilenecek ?
Korktum
Sanki kalemimden dökülen kelimeler ellerimi kesecek.
Çok oldu sana yazmayalı, tam dört gün...
Çok şey olsa da söylenecek
Çok şey yazamayacağım sana
Çok yordu çünkü, son dört gün beni
Çok severken
Çok özlemek
Çok yordu...
Çok şey yazmasam da çok okuyacaksın bu mektubu ve her "çok
özledim" dediğim
satır,her okunduğunda özlemi biraz daha çoğaltacak. Ve böylece
birkaç
satırla yazılmış upuzun bir mektup olacak. Biliyorum...Çünkü
"seni
biliyorum".
Çok özledim seni
Merak etme ben iyiyim
İşlerimde yolunda.
Sadece... sana yazamadığım kelimelerin matemindeyim.
Yaşanılan güzel anlar vardır...güzel zamanlar...
Bir de yaşanılan anı ve zamanı güzelleştirenler vardır...
Hüner değildir bir tene dokunmak
Elleriyle bir ana dokunabiliyorsa insan
İşte budur sihir...budur asıl dokunmak...
Sen her an dokundun her anıma ...
Güzelleştirdin varlığınla her anımı
Anlarımı... yaşamımı...
Şimdi ise mektubuma dokunacağını bilmek ne güzel
Ellerinle... gözlerinle... yüreğinle...
Ellerimle...gözlerimle... yüreğimle
Dokunduğuma dokunman ne güzel...
Sadece bilmek, görmeden bilmek
Dokunduğuma dokunduğunu görmemek dokunsa da bana
Yine de güzel... ne güzel bilmek...
Sevgilim,
Seni bilmek
Bilmelerin en güzeli...
Hava da iyice soğudu
Senin olduğun şehre döndüm yüzümü
Sen şimdi, bu kanamanın,
"Deniz kesiği"nin ardındasın...
Sırtıma yüzünü kapatıyor İstanbul.
Hava da iyice soğudu
Martıların kanatlarını bir hırka gibi üzerime alsam,
İstanbul da üşüyor bu akşam.
Sen ayaklarımı yerden kesersin
Yerçekimine sanki hüküm giydirirsin.
Ayaklarımı taş döşemesi kıyıdan denize sallandırdım
Ayaklarım boşlukta...boşluğa daldım.
Ve seni düşünüyorum... sana yazıyorum bu halde...
Ayaklarım, yerden kesildiği yerden kesilmenin şaşkınlığında
İlgilenmiyorum,
Değil ki umurumda .
Kağıdım yüzünü buruşturdu.
Yazamamaktan yoruldu kalemim
Omuzlarımda ince bir ağrı
Ruhumun cesedini taşıyor sanki bedenim.
Sevdiğini bildiğim halde
Geleceğini bildiğim halde
Nereden geldi bu garip hüzün?
Belki de Tanrıdan
Yangınımızı serinleten bir armağan...
Fikrim,beynimin içinde dönen topaç
Aramızda mesafeler uzun bir kırbaç...
Vurdukça çeviriyor topacı
Kendi etrafında vızıldayarak dönen arı gibi
Dönüyor fikrim...
Yüreğim...
DOSTUM...
Gözlerim kör bir bakışın suskunluğunda
Ve deniz,uzun incecik bir bıçakla
Ufku kesiyor adeta
Ah ! Bu kızıl renk...
Ufkun kanı karışıyor denize.
Kalemim de yazılamayan mektubun çaresizliği
Gözlerimde kanayan "deniz kesiği" .
Kağıdım boş
Topacım sarhoş
İçime yazdım tüm bunları
Merak etme saklayacağım,
...
"Sen yanımdayken sana okuyacağım tüm mektupları."
huzur
Cumartesi, Ekim 27, 2007 ·
yüreğim bir şiirdeki yerini kaybeden mısra gibi huzursuz
neyin eksikliği bilmem ama sen giddin ya ben yazamaz oldum
Yorum (yok) Yorum yaz!sustum
Salı, Ekim 16, 2007 ·
sustum yüreğim sustum şimdi karşıma dikileceğin günü bekliyorum umutla ama kafam önümde kafam suskun dilim dil bilmez.......... Yorum (2) Yorum yaz!
Yağmur Sendim Şimdi Gözyaşı
Pazartesi, Ekim 15, 2007 · Kategori: absuma
Yine gece...Yine çay, sigara ve yaralı ezgiler...Dışarda yağmur yağıyor. Düşen her yağmur damlasını alnımda, yanaklarımda, dudaklarımda hissediyorum. Gecenin karanlığında sırılsıklamım. Sol yanımda ince bir sızı. Sebepsiz, niçini, nedeni yok. Beynimde imgeler, mısralar, anılar, ölü çocuk elleri dolaşıyor. Penceremde hüzünlü bir kadın yüzü...Yüzümü tutuyorum, gözlerim yağmur sağnağı... Bitmiyor bu yağmur, bitmiyor gece...
Kuşlar ölüyor içimde
Sözcükler üşüyor
Ne olur sevgili
Öyle bir şiir söyle ki
Silinsin ruhumdaki lekeler...
Bu yaşamak ağrısı dinsin...
Yâr
En çok da sözlerin yaralıyor beni. Ben böyle değildim. Gözyaşları yola çıktı. Belki böyle bir gece yarısı Sevgilinin gözlerinde uyurken gözyaşları Yağmurlarla düşecek düşlerine bölünecek düşleri. Belki hiç haberin bile olmayacak. Bizim belki hiç haberimiz olmayacak.
Bana de ağıt yakmak düşecek...
Bana da ağıt yakmak düşecek...
Ne olur Yâr
Bak, yüreğim avuçlarımda
Şu yarı gecede
Bir dua söyle
Dindir acımı.
Yüreğim
Bu kaçıncı sigara bilmiyorum. Çay da soğumuş. Dışarda yağmur dinmiş... İçimde bir ezgi, yineleyip duruyorum...Oy Havar Sevmişem seni.... Göçtü kervan kaldık dağlar başında...Gittiler..Biz kaldık...Öyle tenha, öyle ıssız...Bir başımıza...Yaralarımızı bile nasıl saracağımızı bilmiyoruz. Kalbi durmuş bir hayatı yaşıyor, ağlıyoruz sadece...
Sevgili
Bakma ben ağlıyorum
Senin yerine de ağlarım
Senin yerine de ağlarım
Senin yerine de.......
Vicdan....
Harsız ateşlere düştü....
Yangın ne demekse
vicdanıma düştü....
Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın adıyla
Oy Havar....
Yüreğim Deprem
Yüreğim Yangın
Yüreğim Âfet
Yüreğim AFFET.....
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!gece
Perşembe, Ekim 11, 2007 ·
dün bilmediğin bir numaradan mesaj göndedim
sen vardın
seni ve sana................
gece mubarek, sen mubarek
nur berekete karışmış
dualarım sana
tövbe istedim
dileyemedim senden yana
sen tövbem olamadın
sen tövbem olmayacaksın
gece mubarek, gece kadir
gecen ve tövben mubarek olsun
Yorum (3) Yorum yaz!malatyada gece
Perşembe, Eylül 27, 2007 ·
Malatya’da gece.
Gecenin içinde sessizlik.
Sessizliğin içinde sen.
Saat oniki oldu
Kasvetli bir hava var dışarıda.
Ay bulutlara gizlenmiş.
Her yer karanlık..
Hafif bir rüzgar perdemi savuruyor.
Kokunu duyuyorum önce sonra ellerin geliyor.
Rüzgar tenimde, rüzgar saçlarımda.
Savruluyorum.
Sana çıkıp gelmek istiyorum.
Zamanı durdurmak, gözlerinde kaybolmak istiyorum.
Evet imkansızı istiyorum. aşk imkansızı istemek değil midir?
Seni ne kadar tanıyorum. Sen kimsin ya da ben kendimi ne kadar tanıyorum. Bilmiyorum.
Cevap bulamıyorum./
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç/
Sana deyeceklerim söylemekle bitmez/
Yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar/
Adına düğümlendi/
Bana yaşadığın şehrin kapılarını aç/
Başka şehirleri özleyelim seninle/
Bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar/
İkimize yetmez. (Özdemir Asaf)
Uzun bir uykuya dalmışım sanki. Bir düş görüyorum. Düşümde seni görüyorum. Sen de uzun bir uykudasın ve sende aynı düşü görüyorsun.. Düşte buluşuyoruz. Düşten uyanıyorum, gözlerimi açıyorum. Mahmurluk önce... Sonra yüzün, gözlerin... Evet sen gerçeksin dokunabiliyorum, hissedebiliyorum. Hayatımın gerçeği. En gerçek sensin... Gülüşünle, ellerinle, sesinle sen.
...
Senin yanındayken ne çabuk geçiyor zaman. Ayrılık saati ne tez geliyor. Seni bırakıp bu ruhsuz, bu soğuk dört duvara dönüyorum. Hasret biriktiriyorum..Saatlere dönüp dönüp soruyorum vuslata kaç var? Tık Tık hep aynı ses. Seni benden alan ses. Tık tık. Zamanı dondurma imkanı yok mu abiler...
Yorum (2) Yorum yaz!Salı, Temmuz 3, 2007 · Kategori: absuma
sen
seni sevmediğime dair cümleler kurarken içimde
ben
tüm ışıklarımı söndürdüm
yalnızlığımı görmemek için
gittiğin akşamdan bugüne..
bilmezsin..
her gidişin kurşunlayıp yüreğimi
saptırır hayallerimi bin öfkeyle..
gidişin izin vermez gece olunca gözlerime
içinde sen olan yeni rüyalar alırım diye..
kader daha kaç vakit ayrılık ezberinde bilinmez ama
sen yüklü acılarımdan azad olurum diye
yükledim tüm umutlarımı günahsızın birine..
gerçek vurmadıkça yüzüne
umutlarım ve ben
vazgeçilmez intihar eylemlerinde..
sen bilirmisin
Cuma, Mayıs 18, 2007 ·
Sen Bilirmisin ?...
Başkalarının mutluluğundan!!!
Kendine pay çıkarmayı bilirmisin sen…
Yokluğunda başını yaslayacağın duvarın soğukluğunu
İçinde bitirdiğin beni hiç hissettin mi sen???
Sevginin verdikçe çoğalacağını…
Artıkça artacağı günleri bilirmisin sen!!!
Sevginin sesini duymanın insanın içindeki kıpırtıları…
Bir merhaba demenin içindeki o ince anlamı!!!
Sıcak bir tebessüm içinden gelen gözyaşlarının kıymetini…
Birkaç damla dökülen gözyaşının ne kadar anlam ifade ettiğini…
Sarıldığın kollarda hayata bağlandığını hissettiğini…
Sen bilirmisin saçının okşanmasındaki o kokuyu…
Ama sadece karşındakinin hissettiği o kokuyu…
Bilirmisin sen...
Gözgöze bakışmanın binlerce sözden anlamlı olduğunu…
Yanağına bıraktığın küçük bir öpücüğün mutluluğunu…
Akşamları yalnız kaldığında hep onu düşünüp
Onun da senin yanında olduğunu bilip…
Uykuya dalıp gitmelerin ne demek olduğunu bilirmisin sen!!!
Sahil kenarında oturup birlikte çay içmenin sıcaklığını….
Kuru bir simiti paylaşmanın tadını….
Denizin kokusunun senin kokuna karıştığını bilirmisin….
Ve şimdi….
Şimdi beni bıraktığın yerde hiç ayrılmayız dediğin yerdeyim…
Soğuk rüzgarlar esen,üşüdüğüm bu sahilde…
Seninde bildiğin bir şeyler vardır elbet….
Senin için bu kadar şeyi düşünen benim yanıma bırakılmış…
Bir elvedadan başka…
tubahar
Cuma, Mayıs 11, 2007 ·
sureti kirlenmiş, şeceresi katil bir aynanın içindeyim. Hayaletimi arıyorum. Mükellef bir kedere hariçten gazel değil yüreğim. Yolum uçurumdan geçerken mevsimsiz gülüşlerde, keskin harfler kesiyor adımın yolunu: Yüzümü aşka saklayıp ağlıyorum. Manasızlığım kapıların ardında esefle hıçkırıyor. Bütün intizarları intihar ederken kuşlar, ben kendi yokluğuma kefensiz duruşlar uyduruyorum. Seni sensizlikten ekliyorum düşlerime. Ah’ın sürüncemesinde kalıyor kalbim; bizarım.
Ey Aşk! Sonrasızlığımın ıslak saçlarına tutunup dururken dizeler ve kapkara bir karabasan tenimin kuruluğunda yıkanırken, kaosuna uzanamayan bakışlarımdan başlıyorum kendimi aşkın gamzelerine gömmeye. Geceye muhtacım, yastığımın kenarında tutuşan muamma uykusuzluk için. Bu yüzden uykusuzluğumla perişan uykulara dalıp rüyalarımı paramparça ediyorum. Hayatta kalan yanlarımı zülfikarla kesiyorum sevdiğim görüyor musun? Kanla karışık ağlama şölenlerindeyim iki ucu boşlukta gezinen alfabenin dolaylarında. Kötürüm bir düşüm, sesimi kovulmuşluğumla karalıyorum. Hadi düş gel ardıma saat başı yokluk çekerken zaman. Sen yağmurlarda ölmenin bedeli misin sevdiğim?
Sancılı şiir tutanaklarında omuz başlarından asılıyor benim kentlerim. İz taşıyan her acıya maske oluyor yüzüm, ki; iğfal edilen çocukluğumda eskiyor hiç yanı titremeyen ikindiler. Diz üstü çöküyorum içime, bağışlanmaz nehirlerde ıslanıyor adanmışlığımın kasvetli iniltisi. Faille meçhulün arasını ben bozuyorum. Şimdi neye dokunsam cinayete münhasır isim olacak ellerin. Bu yalnızlık çok fazla geliyor sensizliğime. Al senin olsun cinnete sığmayan korkulu bekleyişler. Baba, ihanetteyim. Ağlamasana.
Ruhumu kundaklayan kanlı kabusları ağaç diplerine gömerek hüznüme sarılıyorum. Vakit: Gecesizlik. Mekan: Malatya, lamekan. Bu yüzden mekansızım ve hep mekansız kalıyor malatya bende. Ben beni ararken ayna yordamıyla, kendimde olmadığımı görüyorum. Ama en acısı bulduklarımın aradıklarım olmayışı Usta. Aynalar pas tutuyor parmak uçlarımda. Malatyalılığımı gömüyorum içimin teneşir bahçelerine. Hayaletimin hayaleti miyim yoksa Usta? Biliyor musun, kendi tanrısına eğilen kadının gözkapaklarında çırpınan ayetsizliğinde durulmuyor devrimcinin denizi. Ve kimsenin kimsesizliği kendini terk etmiyor Usta.
Tene dokunan bir tümcedesin. Müntehir cümlelerine gizli özneyim. En kestirme yoluyum leyl-i Leyla gözlerinin. Bu yüzden hep sebep kalıyorsun aşka. Şimdi hangi aşk aralığında susuyorsun ben’li kaderinin? Yüzünü saçlarının arasındaki cam kırıklarıyla tarumar edip şiir mi bekletiyorsun mısra sonlarında avazının inkarı için? Ey Aşk! Yırtılmış yanlarına şarkılarımdan nakaratlar giydiriyorum. Arafta kalmışlığında kanıyor gizli yaram. Bu yara mahrem yara. Bu yara kurtlu yara. Bu yara iyileşmesin dünyada.
Gidersem gelir misin benimle ayrılık için demiştim, geldin, ismin kaldı bende. Kalbime sunulan sevmek kadar sevsem de seni, saymıyorum bu imlasız vedayı. Gideceksen ölüm gibi git.
Ama gel ne olur, yüzüm sana açık ruhuma kadar…